Herkes gitti.
O hâlâ aynı sokakta oturup geri dönmeyecek insanları bekliyordu.
Adam her akşam aynı sokağa geliyordu. Nedret Selçuker sokağına.
Paslanmış arabaların arasında, taşların üstüne sessizce oturup uzaklara bakıyordu.
Kimse neden her akşam aynı yere geldiğini bilmiyordu. Ama akşam çökerken taş sokaklar onun sessizliğini ezbere biliyordu.
Bir zamanlar bu sokakta motor sesleri vardı. Şimdi ise yalnızca düşünceleri duyuluyordu.
Paslanan arabalar değildi sadece. Bazı hatıralar da yıllardır aynı yerde çürüyordu. Sanki zaman bu sokakta yıllar önce durmuştu.
Kasabadaki insanlar onun kimi beklediğini de bilmiyordu.
Belki yıllar önce giden bir kadını…
Belki de bir daha asla dönemeyecek eski hayatını.
Şehir çoktan unutmuştu onu. Ama o, unutamıyordu.
Güneş batarken yüzünde beliren o ifade,
beklemekten hiç vazgeçmediğini anlatıyordu.
Bazı hikayeler bitmez. Sadece sessizleşir.
